İçeriğe geç

Müstehap oruçlar nelerdir ?

Müstehap Oruçlar Nelerdir?

Müstehap oruçlar, İslam’da tutması önerilen ancak zorunlu olmayan oruçlardır. Yani, kişi bu oruçları tutarsa sevap kazanır ama tutmamak bir eksiklik olarak görülmez. Bu oruçlar, özellikle toplumda ve bireysel yaşamda farklı kültürel ve toplumsal normların etkileşime girdiği bir bağlamda önemli bir yer tutar. Peki, Müslümanlar açısından bu tür oruçlar sadece dini bir sorumluluk mu, yoksa toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden baktığımızda farklı anlamlar taşıyan bir olgu mu? Bu yazıda, müstehap oruçların toplumsal cinsiyet rollerine, çeşitliliğe ve sosyal adalet anlayışına nasıl etki ettiğini sorgulayacağım.

Müstehap Oruçlar ve Toplumsal Cinsiyet

İstanbul’un sokaklarında yürürken, gözlemlerim çoğu zaman toplumsal cinsiyetin çok katmanlı yapısını gözler önüne seriyor. Birçok kadın, Ramazan ayında oruç tutmaya devam ederken, özellikle ev işlerini yaparken, çocuklarına bakarken ve sosyal hayatlarını düzenlerken bu yükün daha fazla olduğunu hissediyorlar. Müstehap oruçlar, erkeklere göre genellikle daha fazla tavsiye edilen bir şey olmamakla birlikte, birçok kadının kendi inançları doğrultusunda bu oruçları tutmayı tercih ettiklerini gözlemliyorum. Fakat bu oruçlar, kadınların üzerindeki dini yükün, toplumsal rollerle nasıl birleştiğine dair bir sorgulamayı da gündeme getiriyor.

Örneğin, ramazan dışında Pazartesi ve Perşembe günü tutulan oruçlar, çoğu zaman toplumda “farklı” ya da “özel bir şey” olarak görülür. Bu özel oruçları tutmak, özellikle erkeklerin iş yaşamındaki yoğunluğuna daha uygun bir tercihtir. Kadınlar ise, genellikle evdeki sorumluluklarının yanı sıra, aile büyükleriyle ilgilenme gibi ek yüklerle bu oruçları tutmakta zorlanabilirler. Sonuç olarak, toplumsal cinsiyetin de etkisiyle, müstehap oruçlar bazen bireyler için manevi bir kazançtan çok, toplumsal beklentilerin bir yansıması haline gelebiliyor.

Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Müstehap Oruçlar

Bir sosyal hizmet çalışanı olarak, toplumsal çeşitliliği gözlemlediğimde, müstehap oruçların farklı gruplar üzerindeki etkisi çok belirgin hale geliyor. İstanbul’daki çeşitlilik, her kesimden insanın bir arada yaşadığı bu şehirde, herkesin oruç tutma ve dini yükümlülükleri yerine getirme biçimi birbirinden farklı olabiliyor. Ancak müstehap oruçlar, her birey için erişilebilir bir alan sunuyor gibi görünüyor. Bu oruçlar, sadece bir inanç pratiği olmaktan çıkıp, çeşitli sosyal sınıflara, etnik kökenlere ve yaşam tarzlarına göre şekilleniyor.

Örneğin, genç işçi sınıfından birinin müstehap oruçları tutması, onun sadece dini inançlarıyla değil, aynı zamanda toplumsal statüsüyle de ilişkilidir. Günümüzde gençlerin sıkça çalıştığı, sabah-akşam mesai yapan bir ortamda, müstehap oruçlar daha çok manevi bir temizlik ve azalma fırsatı olarak görülüyor. Ama bir yanda da, üst sınıftan birinin müstehap oruçları tutması, manevi kazanç sağlama ve sosyal statü simgesi olarak da algılanabiliyor. Çünkü toplumda, bazı oruçlar, belirli kesimler için “fazla dini” olarak algılanabilirken, diğer gruplar için bir “toplumsal beklenti”ye dönüşebilir.

Bir gün, toplu taşımada yanımda oturan bir kadının sesinden müstehap oruçlarla ilgili bir sohbeti duydum. Konu, insanların Ramazan dışında oruç tutma alışkanlıklarına dönmüştü ve kadının söylediği bir şey dikkatimi çekti. “Oruç tutmak güzel, ama evde çocuklarımla uğraşırken gerçekten zor oluyorum. Bir yanda ruhsal dinginlik arıyorum, diğer yanda maddi sıkıntılarım var.” Bu tür bir söylem, müstehap oruçların toplumsal adaletle nasıl kesişebileceğini gösteriyor. Kadın, hem ruhsal bir arınma isteğini hem de toplumun dayattığı ekonomik zorlukları birlikte hissediyor. Sosyal adalet perspektifinden, belki de müstehap oruçlar, bu tür toplumsal yüklerin hafifletilmesine katkı sağlamak için daha kapsayıcı ve erişilebilir hale getirilmelidir.

Sosyal Yapı ve Oruç: Dini Sorumluluk Mu, Toplumsal Bir İmaj Mı?

Sosyal yapının, bireyler üzerinde ne kadar etkili olduğunu anlamak, müstehap oruçların ne kadar “kişisel” olduğuna dair de bir soru işareti bırakıyor. Dini bir sorumluluk olarak tutulan oruçların ötesinde, bu oruçların bir “toplumsal gösteriş” haline gelmesi de mümkün. İstanbul gibi büyük şehirlerde, bazen oruç tutmanın, müslüman kimliğiyle ilgili bir “görünürlük” kazanmak anlamına geldiğini gözlemliyorum. Çeşitli sosyal medyada paylaşılan oruç fotoğrafları ve dini içerikler, bu tür oruçların bir tür toplumsal statü göstergesi olmasına neden olabiliyor.

Toplumda, oruç tutan kişilerin genellikle “daha iyi insan” olarak algılanması, bazen bu ibadetin samimi bir şekilde yapılmasının önünde bir engel teşkil edebilir. Dini bir sorumluluğu yerine getirmekten çok, oruç tutmak bir kimlik inşasına dönüşebilir. Örneğin, müstehap oruçları tutan biri, bu davranışını çevresine gösterdiğinde, toplumsal bir kabul kazanma çabası içinde olabilir. Bu da, müstehap oruçların yalnızca kişisel bir ibadet değil, aynı zamanda sosyal bir “göstermelik” olma riskini taşır.

Sonuç

Müstehap oruçlar, sadece dini bir pratiğin ötesinde, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi daha geniş bir bağlama da yerleşmiş bir olgudur. Bir yanda toplumsal cinsiyetin etkisiyle oruç tutma yükü kadınların üzerine daha fazla yıkılabilirken, diğer yanda bu oruçlar bir sosyal statü göstergesi haline gelebilir. Toplumda, oruç tutma gibi dini bir yükümlülüğün kişisel bir ibadet değil de, toplumsal bir norm olarak şekillenmesi, insanların dini sorumluluklarını yerine getirme biçimlerini değiştirebilir.

Sonuç olarak, müstehap oruçlar, dini bir anlam taşımanın ötesinde, toplumsal yapıları, bireysel kimlikleri ve eşitlik taleplerini şekillendiren bir pratik haline gelmiştir. İster gönüllü olarak tutulsun, ister sosyal bir etkileşim biçimi olarak, bu oruçlar, toplumun daha adil ve kapsayıcı hale gelmesi adına düşündürmeye ve sorgulamaya devam etmemiz gereken bir alan sunuyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betexper güncel giriş