Kaygı giderici bitkiler nelerdir? ve toplumsal yaşamın görünmeyen yükleri Buna da Göz Atın: Kayayı gırcı tuttu nerenin türküsü ? İstanbul’da bir gün, kalabalığın içinde yürürken insanların yüzlerine dikkat ettiğinizde ortak bir şey fark ediyorsunuz: hafif bir yorgunluk, gecikmiş bir nefes, sürekli bir yetişme hali. Toplu taşımada sabah saatlerinde göz göze gelmemeye çalışan insanlar, iş yerinde bilgisayar ekranına uzun uzun bakan ama aslında zihni başka yerde olan çalışanlar… Bu şehirde “Kaygı giderici bitkiler nelerdir?” sorusu sadece bir sağlık merakı değil, aynı zamanda gündelik yaşamın baskısına verilen sessiz bir yanıt gibi duruyor. Bir sivil toplum kuruluşunda çalışan biri olarak, farklı mahallelerden, farklı…
Yorum BırakHafif Yaşam Tüyoları Yazılar
İnkumu’nda Denize Girme Zamanı Üzerinden Siyaset, İklim ve Toplumsal Düzen Okuması Denizin ne zaman girilebilir olduğu sorusu, ilk bakışta yalnızca mevsimsel bir rehberlik ihtiyacına işaret eder. Oysa mesele, özellikle Karadeniz kıyısında yer alan İnkumu gibi sahil alanlarında, yalnızca su sıcaklığı ya da hava durumu ile sınırlı değildir. Bu soru, aynı zamanda toplumsal düzenin nasıl kurulduğu, kamusal alanın kimler tarafından nasıl tanımlandığı ve doğayla kurulan ilişkinin hangi siyasal çerçeveler içinde anlam kazandığıyla ilgilidir. İnkumu’nda denize girme zamanı, bir takvim meselesi olmaktan çok daha fazlasıdır: iktidarın doğayı nasıl düzenlediği, kurumların riskleri nasıl yönettiği ve yurttaşların kamusal alana nasıl katıldığı sorularının kesişim noktasında…
Yorum BırakBugün sizlerle Lete çatısı altında Bartın denizi soğuk mu üzerine değerli bilgiler paylaşıyoruz. Başlangıç: Denizin Soğukluğu Üzerine Düşünürken İnsan, denize baktığında yalnızca suyu görmez; gündelik hayatın ritmini, tatil planlarını, çocukluk anılarını ve hatta toplumsal sınıfların görünmez sınırlarını da görür. “Bartın denizi soğuk mu?” sorusu ilk bakışta basit bir merak gibi durur. Fakat bu soru, coğrafyanın fiziksel gerçekliği ile insanların onu nasıl deneyimlediği arasındaki ilişkiye açılan bir kapıdır. Soğukluk yalnızca dereceyle ölçülen bir durum değil; algının, alışkanlıkların ve kültürel kodların iç içe geçtiği bir deneyimdir. Bartın kıyıları, Black Sea havzasının bir parçası olarak yılın büyük bölümünde serin ve değişken su sıcaklıklarına…
Yorum BırakAkyazı’nın Rakımı Kaçtır? ve Bu Sorunun Aslında Neden Bu Kadar Merak Edildiği Lete olarak bu yazımızda “Akyazı’nın rakımı kaçtır” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar! Bazı yer isimleri var ki, bir şekilde günlük hayatın içinde daha fazla yer kaplıyor. Akyazı da onlardan biri. Sakarya’nın ilçelerinden biri olarak sık sık duyuyoruz ama iş “Akyazı’nın rakımı kaçtır?” sorusuna gelince, konu sadece bir sayı olmaktan çıkıyor. Çünkü rakım dediğimiz şey, aslında bir yerin havasını, yaşam tarzını, hatta insanlarının gündelik alışkanlıklarını bile dolaylı olarak etkiliyor. Akyazı’nın rakımı yaklaşık olarak 30 ila 100 metre arasında değişen, ilçe genelinde oldukça düşük sayılabilecek bir seviyededir. İlçe düz bir…
Yorum BırakAlüminyum Yutarsak Ne Olur? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Üzerine Pedagojik Bir Okuma Alüminyum yutarsak ne olur üzerine hazırlanmış bu rehberde Lete olarak işin özünü net biçimde aktarıyoruz. İnsanın öğrenme serüveni yalnızca sınıf duvarları içinde değil, gündelik hayatın en sıradan sorularında bile başlar; bazen “Alüminyum yutarsak ne olur?” gibi ilk bakışta biyolojiyle ilgili görünen bir soru, aslında düşünme biçimimizi, bilgiye yaklaşımımızı ve dünyayı nasıl anlamlandırdığımızı sorgulatan bir kapı aralar. Bu tür sorular, öğrenmenin yalnızca bilgi edinmek değil, aynı zamanda anlam kurmak, sorgulamak ve yeniden düşünmek olduğunu hatırlatır. Eğitim bilimleri açısından bakıldığında her merak cümlesi, bireyin bilişsel gelişimi için bir fırsattır. Alüminyum Yutmak:…
Yorum BırakKays neresi? Sorusu Etrafında Şekillenen Günlük Dil, Algı ve Toplumsal Anlam Merhaba! Lete sayfasının bu haftaki konusu “Kays neresi”. Umarız faydalı bulursunuz! İstanbul’da yaşayan biri olarak, özellikle son yıllarda sokakta, toplu taşımada ya da sosyal medyada karşıma çıkan bazı ifadeler dikkatimi çekiyor. “Kays neresi?” sorusu da bunlardan biri. İlk bakışta basit bir yer sorgusu gibi görünse de, biraz yakından bakınca bunun sadece bir coğrafya meselesi olmadığını fark etmek mümkün. Bu tür sorular, çoğu zaman kimlik, görünürlük, bilgiye erişim ve hatta sosyal eşitsizliklerle iç içe geçmiş daha geniş bir hikâyeyi anlatıyor. Gündelik Hayatta “Kays neresi?” Sorusu Nasıl Karşıma Çıkıyor İstanbul’da özellikle…
Yorum Bırakİnhibitör Nörotransmitterler Nelerdir? Ekonominin Görünmeyen Sinir Sistemi Üzerine Analitik Bir Bakış Kaynakların sınırlı olduğu, her seçimin bir bedel taşıdığı ve verilen kararların gelecekte farklı sonuçlar doğurduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bir bireyin sabah kahvesini içip içmemesinden bir devletin sağlık politikası tercihlerine kadar her davranış, görünmez bir denge arayışının sonucudur. İnsan davranışlarını anlamaya çalışırken yalnızca para, piyasa veya kurumlara bakmak yeterli değildir; kararlarımızın arkasındaki biyolojik mekanizmalar da ekonomik sistemlerin temelini oluşturan tercihleri etkiler. Beynimizdeki iletişim ağının önemli aktörlerinden biri olan inhibitör nörotransmitterler, sinir hücreleri arasındaki aşırı uyarılmayı azaltarak denge sağlar. Bu biyolojik denge kavramı, ekonomi dünyasında da karşımıza çıkar. Piyasalarda aşırı dalgalanmaları…
Yorum BırakCarla İsminin Kökeni Nedir? Sert Bir Gerçek: Her “Yabancı İsim” Sandığımız Kadar Masum Değil Sitemizden Önerilen: İskenderiye Feneri'nin hikayesi nedir ? Carla ismini duyunca çoğu insanın aklına hemen “Avrupai”, “şık”, “modern” bir hava geliyor. Özellikle Türkiye’de son yıllarda yabancı isim modası iyice arttı ya, Carla da bu akımın parlayan yıldızlarından biri. Ama işin kökenine indiğimizde romantik bir tablo yok; daha çok tarih, dil dönüşümü ve biraz da kültürel pazarlama var. Açık konuşayım: Carla ismi fazla cilalı bir vitrin gibi. Güzel görünüyor, dikkat çekiyor ama içini kazıyınca “aa aslında bu buymuş” dedirtiyor. Peki gerçekten Carla ismi ne anlama geliyor, nereden geliyor…
Yorum BırakHafızanın Kırılgan Metni: Alzheimer Hastalığını Tetikleyen Unsurların Edebî Bir Okuması Kelimeler yalnızca iletişimin araçları değildir; aynı zamanda hafızanın mimarisini kuran, zamanın içinden sızarak bilinci yeniden şekillendiren görünmez yapılardır. Bir anlatı, insan zihninde iz bıraktığında, yalnızca bir hikâye anlatmış olmaz; aynı zamanda hatırlama biçimini de dönüştürür. Bu yüzden hafıza ile metin arasında kurulan bağ, nörolojik olduğu kadar edebîdir de. Özellikle Alzheimer hastalığı söz konusu olduğunda, hatırlamanın çözülmesi ile anlatının dağılması arasındaki paralellik, edebiyatın en derin temalarından birine dönüşür: unutma. Hafızanın Edebî Anatomisi ve Çözülmenin Başlangıcı Sevgili Lete ziyaretçileri, bu yazıda Alzaymır hastalığını ne tetikler konusunu derli toplu biçimde inceliyoruz. Alzheimer hastalığını…
Yorum BırakHoş geldiniz! Bu yazımızda “Hamsi olta ile tutulur mu” konusu hakkında merak edilen detaylara birlikte göz atacağız. Karadeniz Yolculuğu ve İçimde Biriken Heyecan O gün Kayseri’den yola çıkarken içimde garip bir kıpırtı vardı. Sanki uzun zamandır kapalı duran bir defterin sayfaları rüzgârla açılıyordu. İlk kez Karadeniz’i görecektim. Denizi sadece filmlerde, hikâyelerde ve bir de mahallede televizyonda çıkan haberlerde görmüştüm. Ama gerçek deniz… işte o başka bir şeydi. Otobüs Kayseri’den uzaklaştıkça içimdeki heyecan büyüyordu. Pencereden bakarken İç Anadolu’nun kuru toprakları yerini yavaş yavaş yeşile bırakıyordu. O an kendime defalarca aynı soruyu sordum: “Hamsi olta ile tutulur mu?” O kadar basit bir…
Yorum Bırak